Stent mi, by-pass mı?
Çoklu damar hastalığı olan hastalar için bu sorunun en doğru cevabını kardiyoloji ve ve kalp damar cerrahisinden oluşan konsey verebilir.
Kalp ve damar hastalıkları alanında son on yıldır ‘stent mi takalım, by-pass mı yapalım?’ tartışması süregelmektedir. Burada en önemli nokta; hangi hastaların bypass’dan, hangilerinin stentten fayda göreceğinin belirlenmesi ve hasta bazlı karar verilmesidir.
Öncelikle, her türlü damar tıkanıklığına stent takılacak veya bypass yapılacak diye bir durum söz konusu değildir. Bazı damar tıkanıklıklarında sadece ilaç tedavisi verilip takip de edilebilir. Damarın girişimsel bir yöntemle açılması gereken her durumda da bypass mı, stent mi diye bir ayrım yapılmamaktadır. Örneğin yaklaşık bir aydır yokuş çıkarken şiddetli göğüs ağrısı olan, tek damarında yüzde seksen darlık saptanan, elli yaşındaki bir hastanın damar tıkanıklığı kısa bölgedeyse ve yan dala yayılmıyorsa, bypass stent ayrımı yapmaya gerek yoktur. Balon ve sonrasında stent işlemiyle damar açılabilir. By-pass mı, stent mi diye tartıştığımız hasta grubu çoklu damar hastalığı olan veya sol ana koronerde damar tıkanıklığı olan hastalardır. BURADA DOĞRU KARARI KONSEY VERIR.
1970’lerde by-passın rakibi olan herhangi bir tedavi yöntemi yoktu. Etkili kalp ilaçları yoktu. Anjiyo keşfedilmişti ama yaygınlaşmamıştı, balon ve stent hiç yoktu. 1980’lerde balon, 90’larda stent uygulamaya girdi. Bu gelişme, tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı. By-pass ameliyatında göğüs kemiği kesilirken, stent işleminin kasıktan ve hatta son zamanlarda bilekten ince bir katater uvygulanabilmesi, hastanın bu sırada uyanık olarak kendi damar açılım islemini monitorden izleyebilmesi, aynı gün taburcu olabilmesi, nekâhat süresinin kısa olması nedeniyle stent yöntemi daha çekici hale gelmeye başladı.


